Bir kitabı bitirdikten sonra onu rafa kaldırıp unutmak, çoğumuzun alışkanlığı haline gelmiş durumda. Oysa okunmuş bir kitap tükenmiş değildir; yalnızca yeni bir okuyucu beklemektedir. Sahaf tezgâhlarından, ikinci el kitap satan küçük dükkânlardan ya da okur toplulukları arasındaki takas ağlarından geçen her cilt, bu bekleyişin sonunda bambaşka bir eve, bambaşka bir gece lambasının altına ulaşır.
İkinci el kitabın en somut faydası bütçeye yansıyanı: aynı parayla üç dört kat fazla başlık edinebilir, denemeye çekindiğiniz yazarları risksizce keşfedebilirsiniz. Takas ise bunun ötesine geçer; artık yeniden okumayacağınız bir romanı, uzun süredir merak ettiğiniz bir incelemeyle değiştirdiğinizde ortaya para dışında bir alışveriş çıkar. Sayfa kenarına düşülmüş bir not, ilk sayfadaki eski bir ithaf, kitabın kendi hikâyesine eklenen ayrı bir katman olur.
Bunun bir de çevresel tarafı var. Her yeni baskı kâğıt, su, mürekkep ve nakliye demek; dolaşımda kalan bir kitap ise bu maliyetlerin hiçbirini yeniden doğurmuyor. Dolayısıyla elden ele gezen kitaplar, sürdürülebilir okuma alışkanlığının en sade ve en zahmetsiz halini oluşturuyor. Kütüphanenizi ara ara gözden geçirip yıllardır dokunmadığınız ciltleri ayırmak, hem evinizde yer açar hem de o kitapları gerçekten okuyacak birine kavuşturur.